Hormonlar sosyal etkileşimleri düzenlemede önemli bir işleve sahiptir. Bireylerdeki bazı hormonlar sinir sistemini etkiler ve davranış değişikliklerini düzenler.
Michel Odent oksitosine ‘sevgi hormonu’ adını vermekte ve sevginin olduğu her yerde oksitosinin olduğunu belirtmektedir.
Oksitosin Hormonun etkileri nelerdir?
- Yetişkin bireyler arasında sevgi ve saygı duygusunun oluşmasına ve gelişmesine etki etmektedir.
- Eşler arasındaki bağı arttırmaktadır. Bu da çiftler arasındaki sorunların azalmasına ve pozitif iletişimin artmasına neden olmaktadır.
- Birçok psikiyatrik bozuklukla ilişkilendirilmektedir; agresyon, madde bağımlılığı, yeme bozukluğu, kişilik bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk (OKB), travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), yaygın anksiyete bozukluğu (YAB), duygu durum bozuklukları, hiperatktivite ve otizm gibi.
- Toplumsal davranışlarda uyumu ve güveni arttırmaktadır bu da kişilerin takım ruhuna ve birliğine sahip olmasını sağlamaktadır.
- Stresle tetiklenen kortizol salınımını azaltmaktadır. Bu da kişide güven duygusu oluşturarak anksiyeteyi azaltmaktadır.
- Doğumu kolaylaştırır ve doğum sonrasında süt salınımını arttırır.
- Anne ve bebek arasındaki bağı arttırmaktadır. Annenin bebek ile daha fazla ilgilenmesini sağlamaktadır.
Oksitosin Salınımını etkileyen faktörler
- Oksitosin salınım miktarı çevresel ve genetik faktörlerden etkilenmektedir.
Arttıran Faktörler;
- Güzel kokular, müzik, meditasyon, sanat terapisi ve aromaterapi kişinin oksitosin salınımını arttırabilmektedir.
- Fiziksel egzersizlerin de oksitosin seviyesini arttırmaktadır.
- Doğum, emzirme, cinsel aktivite ve çok sevilen birinin görülmesi seviyeyi arttırmaktadır.
- Sarılma ve fiziksel temas da oksitosin salınımını arttırmaktadır.
Azaltan Faktörler;
- Erken dönemde anne yoksunluğu ve strese yol açan dış etmenler, oksitosin sistemini etkileyebilmektedir. Bu da kişinin strese dayanaklılığını azaltabilmekte, bağımlılık riskini arttıra bilmektedir.
- Uzun süre alkol ve madde kullanımı kişinin oksitosin seviyesini azaltmaktadır bu da uzun süre alkol ve madde kullanımında ortaya çıkan sosyal işlev bozukluğuna sebep olabileceği vurgulanılmaktadır.
- Stres oluşturan her durum oksitosin salınımını azaltmaktadır.
Oksitosin ve Annelik
- Doğum sürecinden sonra annede salgılanan oksitosin düzeyinde önemli değişimler meydana gelmektedir. Gebeliğin 35. Haftasından postpartum döneminin 6. ayına kadar artış göstermektedir. Doğum ve emzirme sürecinde meme ucunun uyarılması, bebeği kucaklama, sevme ve dokunma gibi davranışlar da oksitosin düzeyini arttırmaktadır. Bu hormon aynı zamanda ‘Annelik homonu’ olarak da bilinmektedir.
- Annelik davranışı sergilemede önemli bir yere sahiptir.
- Ayrıca gebelikte yüksek oksitosin düzeyi annenin uzun dönem emzirme, güvenli bağlanma gibi durumların da ön görülmesini sağlamaktadır.
- Gebelik sürecindeki oksitosin düzeyi, postpartum depresyonun riskinin ön görülmesini sağlamaktadır, bu da kadınların erken tanı almasını sağlayabilmektedir.
- Annenin anksiyete ve stres seviyesini azaltmaktadır.
- Oksitosin hormonu, annenin bebeğin işaretlerini anlayabilmesi ve onu tanımasını sağlamaktadır.
- Özellikle ilk çocuğun doğumunda sonra annelik davranışının başlatılması için gerekli hormondur. Sonraki doğumlarda ise artık oksitosin hormonu gerekmeksizin annelik davranışı sürdürülebilmektedir. Bu bilgi doğrultusunda ‘bir kez anne olunduğunda ölene kadar annesin.’ kuralı işlemektedir.
Kaynaklar;
Arslan, K. S., Koç, H. İ., & Ulucan, K. (2020). Egzersiz ve Oksitosin.
Canbar, R., & Yazar, E. Köpeklerde Sosyla Davranışlar ve Oksitosin.
Çevik, A., & Alan, S. (2021). Oksitosin Düzeyi ile Postpartum Depresyon Arasındaki İlişki. Turkish Journal of Family Medicine and Primary Care, 15(1), 164-169.
Eşel, E. (2010). Anneliğin Nörobiyolojisi. Turk Psikiyatri Dergisi, 21(1).
Samiye, M. E. T. E. (2013). Stres, Hormonlar ve Doğum Arasındaki İlişki. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Elektronik Dergisi, 6(2), 93-98.