Çocuklar bazen kötü bir şey deneyimlediklerinde, örneğin; düşüp dizlerini kanattıklarında, başını TV ünitesine vurduğunda, bir köpeğin yüksek sesle havlamasından dolayı korktuğunda, anne-babası tartıştığında, yolda kaza yapmış iki araba gördüğünde hemen çocuğumuzu alır o ortamdan uzaklaştırır, geçti, bitti der ve “kendimizce travma” yaşamaması için konuyu kapatırız. Hatta hatırlatıcılardan uzaklaştırabiliriz. Yakınlarımıza durumu anlatırken çocuğun olmadığı ortamlarda veya çocuğun yanında kısık sesle -sanki o duymuyormuş gibi- yaşanılanları anlatmaya çalışabiliriz. Aslında bu bizim toplum tarafından, büyüklerimiz tarafından öğrendiğimiz bir davranış.
Çocuklar, bilinmeyenden korkma eğilimindedirler. Bir şeyin neden veya niçin kaynaklandığını bildiklerinde, onlar için bu durum o kadar da karmaşık hale gelmez. Bu yüzden çocuğun tedirgin olduğu durumu, çocukla konuşmamak ve ondan kaçındırmak çocuğun anlamsızca korku yaşamasına hatta fobi geliştirmesine neden olabilir; daha önce korkmadığı şeyden korkmasına yol açabilir. Örneğin; köpekleri seven bir çocuk, köpeğin yüksek sesle havlamasından dolayı korkması ve annenin çocuğu alıp ortamdan uzaklaştırıp, çocuğunu koruduğunu çocuğuna göstermek için “pis köpek, kötü köpek” deyip, bir daha bu konuyu açmaması gibi.. Çocuğunuz daha sonra bir köpek gördüğünde istemsizce köpeklerden korkmaya başlayabilir, köpeklerin yanında kendini tedirgin hissedebilir ve bir zaman sonra bu durum fobi haline dönüştürebilir.
Çocuklarımızı korumak için onları bir şeyden kaçındırmamız, onları koruduğumuz anlamına gelmiyor. Çocuklarla yapılacak en güzel sohbet yaşadığı o anı tekrar anlattırmak. Tekrar aynı örnekten gidecek olursak; köpeğin yükseksek sesle havlamasından korkan çocuğunuz bir sonraki sefer bir köpek gördüğünde korktuğunu veya tedirgin olduğunu farkederseniz, sakin bir ortamda ve dikkatini size verdiği bir zaman diliminde çocuğunuzu karşınıza alıp durumu fark ettiğinizi ve bu durumun bazen herkes tarafından yaşanabileceğini, her insanın tedirgin olduğu durumların olabileceğini söyleyebilir ve daha sonra o günü en başından sonuna kadar tekrar anlattırabilirsiniz. Daha sonra çocuğunuzun daha önce köpeklerle yaşadığı güzel deneyimlerden bahsedebilirsiniz, örneğin; köpeklerle daha önce oynadığı oyunlar, köpek severken tüylerinin yumuşaklığı, köpeklerle geçirdiği eğlenceli zamanlar gibi.
Sadece çocuklar değil, biz yetişkinlerde konuştukça üzüntülerimiz, kızgınlıklarımız, korkularımız azalır ve daha hızlı normale döneriz. Deneyimlediğimiz kötü, kaygı verici veya tedirginlik yaratan durumları konuşmamak yaşanılan durumun zihnimizde kemikleşmesine neden olur. Yaşanılan durum hakkında konuşmak içimizdeki kemikleşmiş, sertleşmiş düşüncelerin ve duyguların yumuşamasına yardımcı olacaktır.
Denemenizi tavsiye ederim…
Saygılarımla,
Berna